Geçtiğimiz haftalarda, Çağlayan tarafında bir sahne ile karşılaştım. Paylaşması şimdiye kaldı...
Akşam dönüş trafiğinde arabaların otobüslerin arasından makaslar yaparak geçen bir kurye hızla yola atıldı. E-5 üzerinde. O sağa sola hızlı hareketler sırasında, rüzgarın da etkisi ile arka tarafındaki evrak çantası bir anda açıldı ve zarflar E-5'e dağılıverdi. O kadar hızlı gidiyordu ki, arkasındaki arabalar uyarsa bile fark etmeyecekti -ki aynen öyle oldu-.
Yola dağılan zarflara bakarken "birisinin hayatı kararmış olabilir" diye düşündüm. Elden ne gelir ki şimdi. Hangi kurye firmasına ait oldukları bile belli olmuyor uzaktan...
E-5 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
E-5 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çarşamba, Mart 19, 2008
Cuma, Şubat 23, 2007
Ne Olacak Bu Hattatlar
Geçenlerde Ned "Ne yapmalı? Taksiler üzerine genel düşünceler" başlığı ile taksicileri yazınca, eski bir konu hakkında tekrar yazma isteği uyanmıştı. Nasip bu güne imiş :)
Benim meselem ise minibüsler. İstemediğim halde konusu, karşıma hiç beklenmedik vakitlerde karşıma çıkıyorlar. Oysa ki onlarla şehir içinde -oturarak- yolculuk etmeyi sevdiğimi rahatlıkla söyleyebilirim.
Eskiden minibüslerde oturmak zorunlu idi. Çok eski günler olsa bile hatırası hiç silinmiyor. Polisler ayakta yolcu olmaması için kontroller yaparlardı. O zamanlarda E-5 üzerinde sanki daha çok polis görev yapardı. O günlerde yolların sahibi polisler mi idi ne?
En son geçen hafta, yeni açılan ve gitmek için bir bahane aradığım yeni dev teknomarketimiz ***'ya giderken konusu açıldı. Adaşım aynı apartmanda oturan bir minibüsçü komşusunun söylediklerini anlattı: "Yollar benim... İstediğim yerden istediğim şekilde girer çıkarım... Ben o yolların kahrını bütün gün çekiyorum. Elbette bana yol verecekler... Vermezlerse... " falan filan.
Daha önce ise belediyenin E-5 için dev otobüsler getireceği konusunda söyleştiğimiz bir arkadaşım ise şöyle demişti: "Ya minibüsçüler ne olacak..." Ben de "Bana ne minibüsçülerden" demiştim ki arkadaşımın sözleri karşısında sessiz kalmayı tercih etmiştim: "Minibüsçüler izin vermez ki."
"Minibüsçüler ne olacak?" cevabı-sorusu daha eski bir soruyu hatırlatıyor: "Hattatlar geçimlerini nasıl sağlayacak."
Farkındayım ama yine de söyleyeceğim: "Bu gök kürenin altında yeni bir şey yok. Sadece aktörler değişiyor. Yazgı hep aynı :("
Benim meselem ise minibüsler. İstemediğim halde konusu, karşıma hiç beklenmedik vakitlerde karşıma çıkıyorlar. Oysa ki onlarla şehir içinde -oturarak- yolculuk etmeyi sevdiğimi rahatlıkla söyleyebilirim.
Eskiden minibüslerde oturmak zorunlu idi. Çok eski günler olsa bile hatırası hiç silinmiyor. Polisler ayakta yolcu olmaması için kontroller yaparlardı. O zamanlarda E-5 üzerinde sanki daha çok polis görev yapardı. O günlerde yolların sahibi polisler mi idi ne?
En son geçen hafta, yeni açılan ve gitmek için bir bahane aradığım yeni dev teknomarketimiz ***'ya giderken konusu açıldı. Adaşım aynı apartmanda oturan bir minibüsçü komşusunun söylediklerini anlattı: "Yollar benim... İstediğim yerden istediğim şekilde girer çıkarım... Ben o yolların kahrını bütün gün çekiyorum. Elbette bana yol verecekler... Vermezlerse... " falan filan.
Daha önce ise belediyenin E-5 için dev otobüsler getireceği konusunda söyleştiğimiz bir arkadaşım ise şöyle demişti: "Ya minibüsçüler ne olacak..." Ben de "Bana ne minibüsçülerden" demiştim ki arkadaşımın sözleri karşısında sessiz kalmayı tercih etmiştim: "Minibüsçüler izin vermez ki."
"Minibüsçüler ne olacak?" cevabı-sorusu daha eski bir soruyu hatırlatıyor: "Hattatlar geçimlerini nasıl sağlayacak."
Farkındayım ama yine de söyleyeceğim: "Bu gök kürenin altında yeni bir şey yok. Sadece aktörler değişiyor. Yazgı hep aynı :("
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)