Pazartesi, Eylül 17, 2007
Yılın Minibüsçüsü
Ancak nedense üç tane olunca o kadar ağır gidiyorlar ve nerede ise her durakta beklemelerinde sıkıldığımdan rahatsız olduğumu belirtmek için sordum:
- Nasıl oldu da bu saatte üç tane arka arkaya minibüs var.
- Son araçlar bunlar, abi.
Ancak bir başka şey dikkatimi çekti. Kapı sürekli açık iken birisi inmek için ayağa kalktığı zaman minibüsçü hemen kapıyı kapatıyor ve tam durmadan da açmıyordu.
Böyle bir olaya ilk defa farkına varıyordum. Daha önceleri minibüsçülerin durağa gelmeden kapıları açmalarında çok rahatsız olduğumdan arkama dönerek iyice baktım.
Bir süre sonra Avcılar'a geldik ve köşede inmek istediğimi söylediğimde, minibüsçü şöyle dedi:
- Abi, kusura bakma. Gece gece geç bıraktık. Araç benim değil. Aslında okul servisi işletiyorum ama evi boya yaptırdığımdan geceleri biraz çalışıyorum. Son araçlar olduğumuzdan da müşteri kaçırmak istemedik.
Teşekkür ederek indim. Açıklama yapmasını beklemiyordum. Hatta bir minibüsçünün özür dilemesini hiç bekleyemezdim.
Apartman kapısını açarken bir an durdum. Farkına vardım ki okul servisi olarak çalışmanın sonucu ile tam durmadan kapıyı açmıyordu.
Eve biraz geç girmiş olsam da o adamın "yılın minibüsçüsü" olmasını diledim. Hem de minibüsçü olmamasına rağmen...
Cumartesi, Eylül 08, 2007
Yine otobüs - Yine telefon
"Aha," dedim "çıngar çıkacak yine."
Bekledim ama sessizlik bozulmadı. Ne şoför, ne de yolcular ses çıkarmadı.
"Vay be" dedim "gelişme olmuş demek ki."
Aradan beş dakika geçti, tam önümdeki gencin telefonu çaldı. Açtı. Başladı konuşmaya:
"Haa otobüsteyim.... tamam... geliyorum Bakırköy'e.... tamam.... oldu... ya yoldayım şimdi... otobüsteyim. Geleceğim Bakırköy'e.. Tamam.."
O sırada önünde dikilmekte olan yaşıtı "kapat telefonu" dedi. [Tanışıyorlar mı bilmiyorum ama onlu yaşlarının son günlerini yaşıyormuş gibiydiler. Taş çatladı 20 yaşındalardır.]
"Allah Allah," dedim "işte şimdi çıngar çıkaracak birisi."
Sonra ne dese beğenirsin telefonu kapatan çocuğa:
"Şimdi bu arabalar sıfır ya, fren muhabbeti falan var bunlarda. O yüzden cep telefonu yasak."
Sonra parmağı ile otobüsün muhtelif yerlerine yapıştırılmış sticker'ları gösterdi. ("Muhtelif" sözcüğü ile "sticker" kelimesi ilk defa bu cümlede bir araya geldi!)
"Bak, o yüzden her tarafta cep telefonu yasak işareti var. Fren muhabbettinden." dedi.
Beş yıldır "sıfır" kalmayı başarmış bu otobüslerimizle gurur duydum, gurur.
Çarşamba, Eylül 05, 2007
Pazartesi, Eylül 03, 2007
"Seni de sokayım istersin? "
Uçak modundayım..seni de sokayım istersin?
İzmir-Antakya arası yolculukları sık sık yapmaktayım. Hepsi de otobus yolculuğudur. Yol 16 saat gibi, eşşeği bağlasan durmayacak derecede uzun olunca, insan haliyle yan koltukta oturacak olan insanın çok konuşmayacak kadar normal, karnı acıkınca ağlamayacak kadar yetişkin, uykusunda tekme savurmayacak kadar mülayim biri olmasını arzu ediyor.
Mesela benim korktuğum yolcu profili; nasihat veren amcalar, izne giden ya da izinden dönen Mehmetçik ve lohusa abilerdir.
Nasihat veren amcalar; “bizim zamanımızda …” ile başlayan herangi bi cümle kurduklarında yolculuk 1 saat uzuyor benim için. Hele ki bir de “gençlik ölmüş…” ile girilen bi konu kıtalar arası yolculuğa sürüklüyor beni. Vallahi Allah orda ona yakın ol amcacım!
İzne giden ya da izinden dönen Mehmetçik; evlerden ırak yahu. Evi de geçtim yan koltuğunda be! “Askerde mantık yok” dedikleri anda ense köklerine şaplak atmak arzusuyla kavruluyorum. Olur da bi eşeklik yapıp adamı dinlersen ve o da bunun farkına varırsa, yolculuk sonunda Türk Silahlı Kuvvetleri hakkında engin bir bilgi düzeyine rahatlıkla ulaşıyorsun.
Lohusa abiler; işte en tehlikelileri bunlar aslında. Karıları çocuğu doğurarak misyonunu tamamlamış, akabinde kendileri çocuğuyla birlikte bindirilivermişlerdir otobuse. Karısı kuvvetle ihtimal arkadan gelecektir. Ve bu abiler bu yolculuğun rüya filan olduğunu düşünürler, ambele vaziyettedir beyinleri. Çocuk zırlar. Altını ıslatmıştır, karnı açtır vesaire. Gel gör ki abi “hanım olsa emzirir, bir-iki popoyu “tappuş'lar biterdi” diye düşünür sadece. İcraat yoktur. Ceremesini yolcular çeker. Ben çekerim birader, ben!
Neyse ki son yolculuğumda bu prototip(!)lerden biri yoktu. Muhabbeti sıkmayan, tadında bırakan 35 yaşlarında bi abi vardı yan koltukta. O kadar iyiydi ki, bana “okuyor musun? Aslen nerelisin?” gibi sorular sormadı. Direkt Beşiktaş, Fenerbahçe ve futboldan girdik konuya. İzmir Basmane’nin arka sokaklarında olan fuhuş hikayelerine kadar geldik.
İyi güzeldi de telefonunu kapatmıyordu otobüste. Ee gün gelmiş ben de kapatmamıştım, bi’şey diyemedim.
Bi ara çıkardı telefonu kurcalamaya başladı. Tam o sırada muavin gelip “beyefendi kapatır mısınız telefonu” diye uyardı. Sert ama kavgaya mahal vermeyecek şiddette bir ses tonuyla.
Abi cevap verdi ve akıllara ziyan diyalog başladı;
A: Uçak modunda şuan telefon sen rahat ol!
M: Olmaz! Otobüs moduna al sen onu! Kapat yani!
Ben böyle hazır cevap, kafası çatır çutur çalışan muavin görmedim yeminlen!-Muavinler bu söylediğimi yanlış anlamasın bu arada!!-
Otobüsün bu muhabbete tanık olan orta kısmı bastı kahkayı haliylen. Ben kahkaha atmaktan öte tepkiler veriyordum. Ne tür tepkiler olduğunu akrabalarıma ve yakın çevreme anlatabilirim sadece. Neyse.. bizim abinin dengesi bozuldu biraz muavinden böyle zekice bi karşılık alınca. Ama susmadı, sinirlendi hafiften;
A: Yok bu mod iyi, seni de sokayım istersin?
İşte benim yol ahbabım böyle olur dedim, gurur duydum resmen. Altta kalmamıştı. Bi ara baktım koridora yığılanlar olmuş, ben yığılacak bi yer bulamayınca pencere camını tırmaladım. Evet cümle aynen böyledir “ yok bu mod iyi, seni de sokayım istersin?”. Rus aksanı yaptı abi resmen.
İşte o andan itibaren abinin muhabbetini çekebilirdim sabaha kadar. Rüştünü ıspatladı herif, daha n’apsın. Velhasıl baya muhabbet ettik. İskenderun’da indi gitti.
Dimağımda eğlenceli bi yolculuk kaldı..
Cumartesi, Eylül 01, 2007
Adam Köpeği Isırdı
30-35 saniye sürdü ama eğlenceli değişik bi gösteri oldu benim için de.
İşin gücün yok mu bre vw sürücüsü, deli mi ne:)
geçmez
Dün Sıhhıye dolmuşundan inmek üzereyken bir kadın bindi:
"Kazım Karabekir'den geçer mi?"
"Geçmez"
"Tamam doğru binmişim"
Son cümlede tamamdan sonrasını tam anlamadım ben uydurdum, çok sevgili yolcu niye "sıhhıye dolmuşu mu" demek yerine "ulus dolmuşu değil"i üstüne üstlük daha da dolandırarak söyledi anlamadım,köşede indim...
Bir de bunun ODTÜ A1 kapısında dolmuşun peşinden koşan, şoföre "Teknokent'ten geçer mi?" diye soran, "Geçer" cevabını alınca iyi yolculuklar dercesine dolmuştan geri inen bir versiyonu vardı onu da anlamamıştım:)



