Çarşamba, Haziran 13, 2007

Fenerbahçem Benim Biricik Sevgilim.....

Futbolla uzaktan yakından ilgili olmayan bir insan olduğum için bu hikayenin ne tarihini ne de skorun ne olduğunu hatırlıyorum. Onun için baştan söyleyeyim sonra sormayın.

Benim bir deli kız kardeşim var. Kendisi futbol delisi ve fanatik Fenerbahçeli. Bir de kuzenimiz var. O, olayı daha da aşmış, anne baba demeden Fener demiş bir çocuk. Evet evet gerçekten ilk söylediği söz fenerdi ve babası Ankara Gücü taraftarı ve etrafında onu etkileyecek başka bir futbol sevdalısı yokken Fener dedi ilk kelime olarak. Doğuştan Fenerli diye biz ona diyoruz işte.

Sevgili kız kardeşim – başta da söylediğim gibi sene bilmem kaç – bir gün bana, abla hadi hafta sonu İstanbul’a gidelim dedi. Hem gezeriz, hem de teyzemi görmüş oluruz. Olur vallahi, niçin olmasın. Hatta süper olur dedim kendisine. Biz gitme kararı almış ama henüz aksiyon almamışken, doğuştan Fenerli kuzenimgil akşam bize oturmaya geldi. Laf lafı açtı, biz hafta sonu İstanbul’a gidiyoruz dedik. Doğuştan Fenerli “neyle gideceksiniz?” dedi, biz “bilmiyoruz” dedik. “Hafta sonundaki Fener-Galatasaray maçına araba kaldırıyorum. Ben size de yer ayarlarım, bilet falan almayın” dedi. “Olur” dedik biz de. Meğersem ben oyuna gelmişim, sevgili kız kardeşimin tek derdi zaten maça gitmekmiş. Futbol literatürü ile konuşmak gerekir ise ben golü yemişim. Neyse elden geleceğine kardeşimden gelsin gol, işin o tarafında değilim zaten.

Ama ama siz hiç bir otobüs dolusu futbol fanatiği ile yolculuk yaptınız mı sorarım size. Hem de, sözde de olsa bir Galatasaraylı olarak, ateşli Fenerbahçe taraftarlarıyla birlikte.

Benim bildiğim Ankara-İstanbul arası, otobüsle 6 hadi bilemedin 7 saat sürer. Biz tam 10 saatte vardık İstanbul’a. Arkadaşlar yola çıkmadan içmeye başlamışlardı ve bütün yol boyunca da içtiler. Tabi o kadar bira tüketimi sonucu, doğanın çağrısına karşı koyamıyor insan.

Biz 3 otobüslük bir konvoyuz. Biri durdu mu hepsi durmak zorunda. Otobüslerden birisi bir benzinliğe giriyor, diğerleri de peşinden. Durmuşken, sadece tuvalete gitme ihtiyacı duyanlar değil, herkes iniyor otobüslerden ve daha ziyade Galatasaray’a küfür şeklinde bir tezaruat başlıyor. Otobüs liderleri, zorla milleti tekrar otobüslerine bindiriyor. Kimse yerine oturmuyor. Her seferinde aşağıda yolcu kalmadığından emin olmak için sayım yapılıyor. Duraklama esnasında gazı almış olan arkadaşlar tezaruata devam ediyorlar tabi. Neyse yola devam, aslında küfürün biri bin para ama iki tane bayan var otobüste diye otobüs liderimiz yolcuları biraz sakinleştiriyor. Sakin sakin yolumuza devam ediyoruz. Ama bu sadece yarım saat sürüyor. Sonra gene birilerinin tuvalete gitmesi gerekiyor biz bu sefer benzinci bile bulamadan yol kenarında duruveriyoruz. 10 saat yolculuk böyle yarım saatte bir dur kalklarla tamamlanıyor. İstanbul’a indiğimizde bitik vaziyetteydim ama küfür lügatıma o güne kadar duymadığım, akla hayale gelmez kelimeler, söz öbekleri eklenmişti.

Yol boyunca bütün o duraklamalar, bağırmalar cümbüş bir yana beni asıl dumura uğratan, yolcuların sakinleştiği bir anda arkamızda oturan dörtlü grubun kendi aralarında yaptıkları bilgi yarışması oldu.

  • 1967 senesinde, Karşıyaka maçında golleri kim, kaçıncı dakikada attı?
  • 1983’de bilmem hangi futbolcu ne kadar transfer parası aldı?
  • Bilmem hangi başkan kaç oyla seçildi?
  • X futbolcunun kaç çocuğu var? Adları, yaşları?

Ve benzeri bir sürü istatistiğin sorulduğu sorular. Ha bu sonuncu size çok mu abartılı geldi? Gelmesin – inanın ben bunu istesem uyduramam- çünkü bu soru gerçekten soruldu ve cevabı da doğru verildi. Ben tabi futbolcunun adını bile hatırlamıyorum ama o esnada uyuyor numarası yapan ben ve kardeşim soruda biraz irkilip, cevabın doğruluğunun onaylanmasıyla beraber gözlerimiz fal taşı gibi açılmış, inanamamıştık.

Her zaman aynı amaçlarla, birbirini tanıyan insanlarla yola çıkmanın çok zevkli olacağını düşünmüşümdür. Düğüne, konsere, maça gitmek için toplaşmış, otobüs tutmuş insanlar. Gerçekten zevkli de geçer bu yolculuklar. Ama bu anlattığım yolculuktan sonra bir şeyi çok iyi anladım ki, AMAÇ gerçekten önemliymiş.

Futbol sevdalısı değilseniz, hele ki o takımın taraftarı değilseniz asla ama asla o otobüsle yola çıkmayın.

Salı, Haziran 12, 2007

Bakakalırım Giden Metronun Ardından

Kardeşimin buraya yazdığı romantik bir metro yazısı :)

Koşa koşa gelmiştim sana, evet geç kalmıştım. Bu yüzdendi belki de koşmam. Görmüştüm seni, bekliyordun orada. Seni görünce daha da hızlandım, tam yanına geldim. Ama sen kapıyı yüzüme kapattın ve gittin. Bakakaldım ardından. Serde erkeklik vardı, ağlayamazdım. Yağmur yağıyordu Ankara'da ve hoca yoklama alıyordu.

Cumartesi, Haziran 09, 2007

Otobüste

Bir önceki post'taki YouTube videosu çalışmaz ise Dailymotion videosu hizmetinizde.


Otobuste
Video sent by NedDorsey


Bu program, Sky Türk'te 14 Nisan 2007 tarihinde yayınlanmıştır. Kardeş blog ilk5.net'in başrolde olduğu programda Otobüste blogu da geçiyor. TV'de yayınlandığı gün kaçıran arkadaşlar [yani neredeyse çoğumuz] için. :))

Videoları göremeyenler için, direkt linkleri burada ve burada.

Cuma, Haziran 08, 2007

Otobüste



Bu program, Sky Türk'te 14 Nisan 2007 tarihinde yayınlanmıştır. Kardeş blog ilk5.net'in başrolde olduğu programda Otobüste blogu da geçiyor. TV'de yayınlandığı gün kaçıran arkadaşlar (yani neredeyse hepimiz) için. :))

Çarşamba, Haziran 06, 2007

"Kapat Diyorum Sana"

"Kapat diyorum sana" diye bağırdı. Demek ki birkaç kez denemesine rağmen sesini duyuramamıştı.

Pek şirin olduğunu söyleyemeyeceğim bu teyzemiz, kendinden en azından yirmi yaş kadar büyük olan dedemize, öyle bir bağırdı ki ben bile korktum doğrusu. Ancak bu dede sağır mıdır nedir bilmem veya da kadın bağırmasına karşı duyarlılık sahibi mı ne, hiç oralı olmadan cep telefonu ile konuşmaya devam ediyor.

Derim ki: Dede yanlış yapıyorsun. Bak bu teyzeyi tanımıyorsun. Bir güvendiği, bir bildiği var ki bağırıp duruyor. Kapat şu telefonu da sakin sakin yolumuza gidelim. Yoksa hiçbir erkek seninle bu teyze arasına girmeye cesaret edemez. Otobüste olan kadınlar da kocalarını düşünüp "Oh oh! İyi benzetiyor" derler. Gençler ise seni zaten sevmiyorlar. Geçenlerde otobüste sevgilisini öptü diye sen de yüksek sesle "Burada aile var" diye bağırmamış mı idin. Hadi çocuk arsız idi. Kızın ne suçu vardı da yüzünün kızarmasına sebep oldun.

"Hadi kapat"

Not: Olaylar gerçek ama iki farklı "dede" birleştirildi ve sözlerim sadece içses olarak kaldı.

Salı, Haziran 05, 2007

funny killer :D

füniküler.. füniküler... :) ama başlıktaki isim daha çok hoşuma gitti..

geçen pazar ilk defa bindim de.. eksik kalmıştım bunca zaman..

istanbul modern'de kahvaltı yaptık sabah; bir arkadaşımızın doğumgünü vesilesiyle..
"bu modern hayat insanın elinde avucunda ne varsa alır ve tatmin de yaratmaz" diyeyim de siz anlayın menü fiyatlarını ve tokluk oranlarını :)

taksime dönerken fünikülere binelim dediler.. dedim binelim.. ne menem bişiidir ki o.. ben çok uzak kaldım toplu taşıma araçlarından; işe servisle gitmek uzaklaştırdı beni genel olarak sanırım...

6 kişiydik, ortada durduk; ayakta gidiyoruz.. nedir o tutunulan yerlerin adı?.. tutungaç mı? hehe :D onun etrafında durunca çember gibi, insanda "tek elimizde de kurdele olsa da; etrafında dönsek bunun aynı anda" gibi bir fikir uyanıyor (ya da ben de uyandı sadece)
gerçi kimse kıpırdamadı; biri hadi dese ben hazırdım da neyse..

bundan sonra binince dikkat edin bi; durun ortada tutunun o tutungaçlara :) bi hayal edin kurdeleli dönüşünüzü..

hatta keşke bütün dünya buna inansa; hayat bayram olsaaa...


not: haa bi de ben uyurken, bissürü yeni yolcu binmiş otobüse; hoşbinmiş :D

Cumartesi, Haziran 02, 2007

Lütfen arkaya doğru sağlı sollu ilerleyelim

Blogda sağ tarafta yolcular kısmındaki isimler sürekli değişiyor, bir ileri iki geri üç ileri bir geri şeklinde çeşitli kombinasyonlar oluşturuyor. Biraz önce aklıma geldi yazayım dedim bir yere ilk kez gideceksin adres tarifi 317ye bin postaneyi geçince ilk durakta in. 317ye binersin arkadan yolcular hücum etmektedir. muavine söylersin "postaneden sonra ineceğim hatırlatır mısınız" diye o da "tamam" der ama yolcular öyle gelir ki sen mecbur arkalara gidersin. Otobüs bir süre gittikten sonra içine bir şüphe düşer "acaba geçtik mi" diye. sonra o kalabalıkta geri gidip muavine ulaşmaya çalışırsın. zor güç ulaşırsın ama birçok yolcu da cık cık demiş sen nefes nefese kalmışsındır.Üstüne bir de muavinin umursamaz "Abi ben seni unuttum ya şimdi sen in aşağı doğru 1 km yürü, Salim abi orta kapıyı açsana" sözünü duyarsan daha beter... Kötü bir süreçtir ilk defa bir yere gitmek yani:)
Öyle işte...