kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Perşembe, Şubat 28, 2008

Otobüslerde Sık Karşılaştığımız Kitaplar Bölümü: 1. Olasılıksız

Olasılıksız diye bir kitap var. Birkaç yıldır, kitabevlerinde, gazetelerde, dergilerde, oralarda, buralarda görmüşsünüzdür. İnternetten satış yapan yerlerde de (Pandora, İdeefixe, ilknokta gibi yerlerde) halen ilk üç sırada bulunuyor. İlginç bir şekilde, kulaktan kulağa yayılarak satış rekoruna koşuyor (çoktaaan Da Vinci'nin rekorunu bile kırmıştır belki de) ve otobüste, metroda bile rastlanabiliyor.

Bu kitabı şimdiye kadar sağda solda hep aynı özet cümlesi ile duydum. Kitabı okumamış olan birisi, okuyan kişiye sorduğu zaman, şu cümleyi duyuyor genelde: "Adamın biri var, devamlı olasılık hesabı yapıyor ve kumar oynuyor."

En son, havaalanı servisinde yan tarafımda oturan iki kızın konuşmasında duymuştum.
- Aaa Olasılıksız'ı mı okuyorsun. Bu kitabı herkes bana tavsiye edip duruyor. Nasıl bir şey? Beğendin mi sen?
- Valla güzel. Adam, devamlı olasılık hesapları yapıyor ve kumar oynuyor.
(Bu cümlenin ardından "kazanıyor mu peki?" diye soran olmadı henüz. Demek ki "olasılık hesabı" yapabilen kişilerin kumarda iyi para kazanacağına dair bir inanç da yerleşmiş.)
- Ben de okuyacağım. Dedi kız ve ben servisteki "Olasılıksız" sohbetine kulak vermeyi kestim.

Siz de otobüste Olasılıksız'ı okuyan birine rastlarsanız... Sakın "bu kitap ne hakkında" diye sormayın. : )

Pazartesi, Mayıs 14, 2007

Yolda Kitap Okumak ama

Her zaman yanımda kitap taşıyorum. Çoğu zaman bana yük olsalar bile nedensiz olarak buna devam ediyorum.

Uzun yolculuklarda da yanımda mutlaka birkaç kitapla otobüste yerimi alıyorum.

İşte öyle bir günden bahsetmek istiyorum. Ancak bazılarımız bu yazıya çok kızabilir, bir kutsal meslek için ileri geri laf ettiğimi düşünebilirler. Asla böyle bir cüretim yok. Onlar başımın tacıdırlar ama pek takmam :) Kral da değilim zaten...

Üç saatlik bir yolculukda -pek uzun değil- sekiz numaralı koltukta yerimi kitaplarımla aldım. Hareket saati gelene kadar da beş on sayfaya göz attım. Yolculuk başladığında da ara vererek okumaya da başladım.

Ancak okurken, ön koltuklarda -3 numaralı- yolcunun yerinde duramadığını da fark ettim. Elimde değildi. Çantası ile oynadı. Sağına baktı. Öne eğildi. Kısa ve öz olarak durmak bilmedi. Ta ki yanında ki bayan yüksek bir sesle "pek sıkıntılısınız" diyerek söze başlayana kadar.

Sonrası benim için bir kabus oldu. Önce "Ben sizi bir yerden tanıyorum" ile söze girdi ki çok şey öğrendim:
  • İki emekli öğretmen olduklarını
  • Çocuklarının ana okulunda birlikte okuduğunu
  • Kaç eve sahip olduklarını
  • Yazlarını nerede geçirdiklerini
  • Çocuklarının ne iş yaptıklarını, hangi okulda okuduklarını, kız arkadaşlarını ve erkek arkadaşlarını
  • İstanbul'a ne sıklıkla geldiklerini
  • İstanbul'u neden sevdiklerini
  • Kocaları
  • ...
Saymakla bitmez öğrettiklerim. Tamam, bana ne ama yüksek sesle konuşuyorlar ve ben kitabı [Meraklısını: Mehmet Rifat, XX. Yüzyılda Dilbilim ve Göstergebilim Kurumları] anlamakta zorlanıyorum.

Daha ilginci ise aynı anda konuşmayı beceriyorlardı. İlk önce birbirlerini dinlemediklerini düşündüm ama biraz dikkat edince farkına vardım ki dinliyorlar ve cevap veriyorlardı. Çılgınca bir haldi. Bir an Children of Dune'da iki Atreides kardeşin satranç oynamaları gözüme geldi.

Sonunda yolculuk bitti. Ben kitabı bitiremedim. Eve getirdim hala okunmamış olarak masamın üzerinde bekliyor.

Yok yok, kızgın değilim. O iki emekli öğretmen sayesinde bir yazı çıkti. Teşekkür bile etmem lazım :)

Perşembe, Şubat 08, 2007

otobüste..

sene 1996..
taksimden kalkan, iki katlı yeşil otobüsler..
cep telefonu kullanımı yasak ve o zamanlar herkes daha bir hassas bu konuda..

orta sıralarda oturan, orta yaşlı sarışın bir bayan (seyir halindeyken) çantasından telefonunu çıkarır, numaraları, yakın gözlüğünü takarak, tek işaret parmağı darbeleriyle yavaaş yavaaşş çevirir ve bağıra bağıra konuşmaya başlar...

herkes birden kadına döner;
- hanımefendi bilmiyor musunuz yasak olduğunu otobüste aaaa..
- aaaa pess her yerde yazıyor konuşmayın diye..
- kapatır mısınız lütfen?..
- cık cık cık..
- yok biz adam olmayız...

kadın tepkilerden iyice sersemler ve kısık sesle şöyle der konuştuğu kişiye;
- canım yasakmış burda aramak, ben kapatıyorum sen beni ara tamam mı?..

(heheheheheh :)))))) nasıl bir yanlış anlamaktır bu yaaaaaw)

not: ben görmüş ancak bişii dememiştim, kitap okuyordum, bozulmasındı keyfim :) sorumlu vatandaşlar atlar diye beklemiştim..