Cuma, Mayıs 21, 2010

Fare bizden

Mecidiyeköy metro girişindeki uzun koridorda (koridor denmez herhalde ama ne denir bilemedim) duvarın dibinde ceviz büyüklüğünde bir fare yavrusu, bakıyorum neredeyse hiç hareket etmiyor. Yoluma devam ediyorum, akbilimi basıyorum.
Güvenlik kişisini görüyorum, yanına gidiyorum ve "Orda fare var, haberiniz olsun" diyorum.
Güvenlik kişisi duruyor, düşünüyor ve "O fare buranın, evet" diyor.
"Tanıdık yani" diyorum
Evet anlamında başını sallıyor şapşal bir gülümsemeyle.
İçimden "bununla mı uğraşacağım" diyorum ve devam edip metroya biniyorum.

Aklınızda bulunsun, mecidiyeköy metroda küçük bir fare görürseniz korkmayın, tiksinmeyin, şaşırmayın.
O fare bizden:)

Çarşamba, Mayıs 05, 2010

oturduğun yerden taksimetre hesaplamak

http://taksiyle.com adresine girerek, harita üzerinden bulunduğunuz nokta ile gideceğiniz yeri seçtikten sonra taksimetrenin ne kadar yazacağını görebileceğiniz bir uygulama. Belirli tarayıcılarda bulunduğunuz noktayı tarayıcınızın keşfetmesini de sağlayabiliyorsunuz.

Cuma, Nisan 16, 2010

sevgili istanbul ulaşım sistemi


Öptüm Bay'cı arkadaşlar yüzüncü mektuplarını İstanbul ulaşım sistemine yazmışlar. Mektubu okumak için buraya tıklayınız.


Pazartesi, Mart 29, 2010

akbil fobisi

Çekinirdim hep, o yüzden sık sık bindiğim zamanlarda biteceğini hissettiğim zaman gidip fazladan doldururdum çünkü bir 'akbil fobisi' geliştirmiştim kendi kendime: Bir gün otobüse bineceksin, akbili basacaksın ve 'yetersiz kredi' sinyali ötecek!

Herhalde bir yedi-sekiz aydır binmedim diye hatırlıyorum. Anahtarlıkta her zaman duran akbille cebimde, bindim otobüse ve akbili bastım: 'yetersiz kredi' yazısı çıktı! (Öyle bir şey yazıyor galiba).

Şoföre yanaşıp 'bu durumlarda size para mı veriyorduk' diye sordum. Adam 'evet' dedi. 'Ne kadar' diye sordum, 1.5 mu dedi 1.7 mi dedi tam algılayamadım. Üzerimdeki en bozuk paranın 50 TL olduğunu gördüm -nasıl olsa her gün deli gibi para bozuyordur - diye uzattım. Adam parayı eline alıp 'başka para yok mu?' diye sordu ve sonra daha cevabımı beklemeden, parayı iade edip 'sonraki binişinde iki defa basarsın' deyiverdi.

Beni bir sıkıntı bastı. Sonraki binişim ne zaman olacak, nereden bileyim? İçeriye hafiften bakındım tanıdık bir tip var mı diye, tüm tipler yabancı suratlardan oluşuyor, adamın yanında dikilip ne yapabileceğimi düşünmeye başladım. Hiç tanımadığım birinden yerime akbil basmasını rica etmek? O kişiye ne verebilirim ki? Bu opsiyon da çöpe gitti.

Hiçbir zaman para koymadığım ceplerimi de kontrol etmek o sırada aklıma geldi. Ve elimi atar atmaz üç tane metal paraya denk geldi elim. Cebimden çıkarıp bir baktım ki; 3 tane bir liralık!

Büyük bir huzur içinde şoförün yanına döndüm, 'ne kadar demiştiniz?' diye sordum adam hala 'boşver sonra verirsin' demekle meşgul. Cebimden bulduğum iki lirayı adama uzattım. Aldı ve koydu kenara. Tam yerime dönerken, onun yanında dikilen yolculardan biri bana bakarak 'hepimizin başına gelir, önemli değil, sonraki binişlerde fazladan basarsın' diyerek şoföre vokal yapıyordu gülümseyen yüzüyle fakat ben borcumu silmiş olmanın verdiği huzur ile ona sadece kafa sallayıp geçebildim yanından.

Şimdi bu postu girmek için görsel bakınırken şu aşağıdaki habere denk geldim. N'olacak. Helal olsun. Eve kadar gelebildim işte.

Çarşamba, Mart 24, 2010

Çirkin

Metrobüste üç hatun kişi, biri anlatıyor ikisi dinliyor:

- İşte buna okuyamazsın demişler, bu gaza gelmiş çok çalışmış, şurayı kazanmış, orda okul birincisi olmuş yatay geçişle hacettepeye gitmiş ordan da çok iyi dereceyle mezun olmuş şimdi x yerinde çok iyi maaşa çalışıyormuş.
*Ne kadar ki?
-Şu kadar
*İyiymiş gerçekten. Ama hala çirkin değil mi?
*-_ Eki eki eki evet hahaha
Güzel de değillerdi hani, yüzlerine söyleyesim geldi, söylemedim, ne bu kıskançlık yahu:)

Cumartesi, Şubat 13, 2010

Toplu taşıma araçlarının ücretsiz olması


5Posta'nın friendfeed'inde gördüm. Aynen aktarıyorum:

Planka.nu İsveç ve Finlandiya'da toplu taşımanın ücretsiz olmasını savunan bir oluşum. Facebook sayfasının 10.000 üyesi var. Bu sayıyla tüm partilerin facebook üyelerinin toplamını geçmiş durumdalar. Aktivist Anna Nygård bunun siyasi partilere etkili bir sinyal gönderdiği görüşünde. Planka.nu aynı zamanda Türkçe. (Buradan.)

Bahsi geçen facebook sayfasını bulamadım fakat.

Cuma, Şubat 12, 2010

USB'li taksiler


Dün birkaç takside birden bu yöntemin kullanıldığını gördüm. USB girişi olan Hyundai markalı arabaların oto teybine yerleştirilmiş USB Flash Disc'ler. 'Ne var bunun içinde' diye sordum, adam 'Müzik var' dedi ve hemen açtı. Teybin kaynakları arasında USB'yi bulup 'işte bu' dedi ve sonra oraya yüklediği şarkıları dinlemeye başladı. Sorduğum soru ile başlayan samimiyet sesin sonuna kadar açılmasına kadar ilerledi. Bir sonraki cümleme kadar arabanın içinde gümbür gümbür müzik sesi vardı. Sonra kıstı. Ben de sesi kısması için bir şey söylemiştim zaten. 'Sesi kısar mısınız?' cümlesini kurmamak için.