Cuma, Ocak 12, 2007

ablamdan bir taksi hikayesi

Bizim buradaki taksi durağında sıkça rastlaştığım bir şöför anlattıydı.
Bizim sitenin biraz yukarısında Emlak konutları var, pembe yüksek binalar.
O binalardan telefonla araba istiyorlar ve sırada da bizim Rizeli şöför var.
Her taraf kar buz bizimki gidiyor bir süre bekliyor hanım aşağı iniyor, arabaya oflaya puflaya biniyor ve "E-5 e dönünce inicem." diyor.*
Şöför kızıyor ama bir şey söylemiyor, kadın bir de çıkartıp 50ytl uzatınca... kendi ifadesiyle "günaha girmemek için" diyor ki, "hanımefendi yakın mesafeye para almıyoruz."
Aradan zaman geçiyor yine İstanbul'da kar yağıyor, aynı kadın yine aynı duraktan araba istiyor veee sıra yine aynı arabada!

"Oni kafama yazdım ki unutmayayım diye" diyen şöförümüz gidiyor, kadın biniyor "Kadıköy'e iskeleye." diyor.
İskelede kadın çıkartıyor 20 ytl uzatıyor ve de üzerini beklemeye başlıyor, bizim Rizeli şöför de bekliyor.
Kadın ne var gibilerden bakıyor aynadan yüzüne, o da kadına bakıyor..
Kadın para üstü diyecek oluyor bizimki "Valla hanımefendi, yakın mesafeye para almıyor uzak mesafeye de para üstü vermiyoruz." diyor..
Kadın hala çırpınıyor "Bütün arabalar mı?" diye soruyor, zira kendisi aradan 1 yıl geçtiğinden unutmuş bile, "Hayır," diyor bizimki "sadece ben...".
Sanırım o zaman anlıyor kadın durumu aşağı iniyor ve kapıyı kapatıyor.


*Anadolu yakasından olmayanlara not: Kadının taksiye bindiği Emlak Konutları ile E-5 arası mesafe yürüyerek iki ila üç dakika, çok çok ağırdan alırsanız beş dakika sürüyor.

5 yorum:

Ali Saglam dedi ki...

Bak sen şu taksiciye :)

deniz ural dedi ki...

Evet, bazen taksicilere de hak vermek gerekir. Yolcuyuz diye onları es geçmeyelim değil mi? :)

Ben bravo diyorum, çok yaratıcı bir çözümle hakkını almış. Hem de fıkra gibi adammış vesselam.

şahika uğurlu dedi ki...

:)evet, taksicilerin her birini diğerlerinden bağımsız değerlendirmek lazım, yoksa haksızlık oluyor.
bir keresinde de üsküdar'dan bindiğim bir taksiciyle sohbet etmeye başlamıştık bir şekilde. adam eve yaklaşınca demişti ki "abla sen binince korktum, dövecek gibi bakıyordun ama hiç öyle değilmişsin.".
e, adam üsküdar-bağlarbaşı güzergahını beğenmeyecek, arıza çıkaracak diye öyle bir kendimi şartlayıp binmişim ki arabaya iyi davranmasına adapta olamamışım...

aylin sener dedi ki...

Bu taksiciler alem adamlar yahu!
İşten yorgun argın çıktığım zamanlarda, otobüsüm de gecikirse daha fazla ayakta duramayacağımı hissedip hemen otobüs durağının yanı başındaki taksi durağında alıyorum soluğu. Derin bir 'Ohh!' çekerek tutuyorum evin yolumu. Hafta başında yine aynı yerden taksiye binecektim ki, duraktaki taksiciler:
Taksi yok abla, yalnız Uludağ'a gidiyoruz demezler mi.
Ben: Anlamsız anlamsız bakarken yüzlerine, yoldan bir taksi çevirip beni bindirdiler. Eyvallah dedim gittim evime.
Dün yine tahammülsüz bir günümdeydim sanırım. otobüs falan görmedi gözüm, taksiyle gidicem eve. Ama nasıl. otobüs durağında bekliyorum yine. Gözüm hemen yandaki taksilerde ama sadece Uludağ'a gidiyorlar ya, binemiyorum. O anda şansa yoldan geçen taksiyi durdurdum ve hemen atladım içine. Ben bindim taksi şöförü indi. Arama bir de baktım ki, duraktaki taksiciler benim taksiciyle tartışıyor
'Kardeşim bizim durağın önünden sen nasıl müşteri alırsın diye'
Buna ne buyurulur :)

Ned Dorsey dedi ki...

Bu taksici beş sene sonra durağı satın alır diyorum ben. Dedim bile.