Perşembe, Ocak 04, 2007

Otobüste Hizmet Kalitesi: Film İzledik

Hayat bazen garip raslantılar sunuyor. Olmadık zamanda, hiç olmayacak bir filmi, hiçbir zaman istemeyeceğim tarzda, zorla da olsa izlememi sağladı. Şaşırttı ve hayran bıraktı.

Son üç yıldır bal zamanı özel olarak Kırklareli'ne gider ve yardım etmek benim için zor olsa bile birkaç günümü ailemin yanında geçiririm.

Galiba son bal zamanı idi. Babam yeni ve çok değerli uğraşı olan arılarına yardımcı olmam için benim yine gelmemi bekliyordu. Ve nedenini şimdi hatırlayamadığım bir sebep ile gelemeyeceğimi yarım ağız söylemeye çalıştım. "Çalıştım" diyorum, çünkü babamın buna çok kırıldığı belli idi.

Elbette haftasonu Kırklareli yolunda idim :) Önce servis ile otogar ve sonra da Şampiyon Hersekli yazıhanesinde beklerken babamın beni nasıl karşılayacağı kafamda, kırk tilkinin kuyruğunda asılı birer kırmızı don gibi dönüp duruyordu.
"Haydi Abbas vakit tamam
Akşam diyordun işte oldu akşam"
Vakit geldi. Otobüslerde nedenini bilmediğim bir istekle ön koltuklar isterim. İlk dört nedense hep tutulmuş olur -galiba bayanlar için veya da aileler için ayırıyorlardı; şirket sahipliği artık değişti- ama bana genelde beş numaralı koltuk düşer. Yine öyle olmuştu. Beş numaralı koltukta, saat 21:00 seferi ile İstanbul-Kırklareli yolunda idim.

Sonra yolcuların izlemesi için film konuldu. Aklımda yine yerli bir komedidir diye geçti ancak yanılmışım: "Babam ve Oğlum" idi.

Daha önce filmi duymuş ancak hiçbir bilgim yoktu. Yerli filmler konusunda ilgisiz olmakla övünmem ancak yaşamımda yerli filmlere ayırdığım zaman yok gibidir.

İzlenmeye başladık. Işıklar söndü. Film akıyor, olaylar gelişiyor, duygularım depreşiyor ve ister istemez otobandan çıktık.

Lüleburgaz'dayız. Film devam ediyor ama ışıklar da yandı; yolcu inecekmiş. Sahne ise babanın kollarını açarak "yollamaz olaydım" diye bağırarak gömleğini parçaladığı idi.

Ben o ana kadar kendimi zor tutmuşum zaten; birden bıraktım göz yaşlarımı... Işıklar yanmış, beni ağlarken göreceklermiş umrumda değil. Sessizce akıyorlar zaten... [Erkek adam da ağlar]

Rahatlamıştım. Kişisel olarak kendimle özdeşleştirdiğim bir film olduğundan değil ancak babam ile yaşadığım ufak bir problemle aynı zamana gelmesi beni etkilemişti.

Kırklareli'ne vardık. Arda araba ile beni aldı. Apartmanın önüne vardığımızda da bahçede babam ve Mustafa Abi konuşuyorlardı. Babam her zaman olduğu gibi herhangi bir problem olmamış gibi davrandı. [Ailemin problem çözme yöntemi geleneği galiba; benzer tavırları babaannemde gösteriyor :) ]

Otobüste hizmet kalitesi olarak sunulan bir film idi.

Not: Sevgili Markacini'nin ilk5.net için yazdığı "Unutulmayan Film Kareleri"ne yorum olarak nasıl oldu da bunu eklemeyi unuttuğumu bilmiyorum. Mutlaka orada da yer alması gerekiyordu. ilk5.net'e de yorum olarak ekledim.

13 yorum:

Rabia SERTÇE dedi ki...

Sn. Sağlam böylesine özenle hazırlanmış bir postta, adımın geçmesi beni duygulandırdı. Teşekkür ederim :).
İfaden çok hoşuma gittiği için iznin ile aynısını kullanmak istiyorum, çünkü bu konuda aynı düşüncelere sahibiz: "Yerli filmler konusunda ilgisiz olmakla övünmem ancak yaşamımda yerli filmlere ayırdığım zaman yok gibidir.". Bir gün ogle arası Hizmetchi bana bir film izletmek istediğini söyledi. "BABAM VE OĞLUM". Gelen giden çok olsada, film bin kere bölünsede içimi parçalayan sahneler bir anda aklıma kazınmıştı. Ne yazık ki bitmedi film yarıda kaldı ve nasılda nefret ederim bir filmi yarıda bırakmaktan. Hemen o akşam aldım filmi evde izlemek üzere ve ablamla izledik hem güldük hem ağladık. Zihinlerimizde güzel bir yer edindi bu film. Klasik Türk Filmi edasında ama çok hoş motiflerle işlenmiş. Bende şimdi sordum kendime neden İlk 5 de bu film den bahsetmedim diye. Ama belirttiğin üzere sanırım Türk Filmlerine düşkün olmadığımızdan, anılarda da ilk aklımıza gelenlerden olamıyorlar maalesef.
Ama bana şimdi sen sanki o filmi yeniden izlettin.
Baban ile yaşadığın bir tatsızlık üzerine hem de bu filmi izleyerek "Baba Ocağına" gitmen belkide senin en anlamlı yolculuğunu yaşamana neden oldu;).
Sevgiler...

Ali Saglam dedi ki...

Rica ederim :)

zeynepaltuntaş dedi ki...

"babam ve oğlum" duygusallığı bi yana oyunculukları yüzünden izlenmeli bana göre evvela..

ben de kendimi tutardım kesin otobüste ağlamamak için; ışıklar yanınca ağladığımın anlaşılmasından hoşlanmam sinemada da, başka yerde de..
babam ve oğlumu izlediğimde "iyi ki evde izlememişim" demiştim..

güzel denk gelmiş ali; sana ilk5te de demiştim belki dikkatine çekmedi; tekrarlıyım.."iyic bi duygusal oldun sen sanki bu aralar, hayırdır inşallah" :)

mine dedi ki...

Ay evet Ali ya...
noldu sana, beni geçtin valla :)

Babam ve Oğlum mutlaka izlenmesi gereken bir film, ben değil sinemadan şiş gözlerle çıkmak, ertesi gün hasta olmuştum resmen. Noldu diye soranlara dün akşam sinemaya gittim de diyodum...
Çook güzel...

Burak Kargın dedi ki...

Sinemadan çıkanları ve salonun boşalmasını bekliyorduk, filmden çıkanların kiminin gözleri şiş, kiminin elinde bir peçete... Off, dedim arkadaşıma kesin biz de ağlayacağız. Zaten hiç tutamam, türk filmleri daha kolay başarıyor gözyaşlarını dökebilmeyi... Derken girdik, ara verildi bizde bir şey yok, hatta birçok sahnede koptuk. Ama o ikinci bölümü yok mu! Mahvetti tüm salonu, çıktığımızda çökmüştük, Çağan Irmak baba duygusunu en yoğunundan vermeyi başarmıştı. Bir daha olsa yine izlerim.

İki saat önce otobüsten indim ve İstanbul'a ayak bastım. Yolculuk boyunca izlediğimiz filmler: Keloğlan Karaprens'e Karşı ve Taşıyıcı 2.

İki filmi de defalarca izlettirdiler ve bıkmadılar sağolsunlar. Hababam Sınıfı 3.5 ve Maskeli Beşler'den sonra eziyet devam ediyordu anlayacağınız. Aklımdan bir ara çantamda duran DVD'lerden birini vermek geldi muavine, sonra vazgeçtim. İyi mi yaptım kötü mü bilmiyorum açıkçası. Olan bana oldu, eziyetti-yolculuk değil! :(

:))))

Ali Saglam dedi ki...

:)

Not: :))))

zeynepaltuntaş dedi ki...

neyse anlaşıldı diğer tarafta neden güldüğün artık merak etmiyorum aksine hoşuma gidiyo :) gül sen hep..

diğer taraf :ilk5

Ned Dorsey dedi ki...

Burak hoş gelmişsin. :)

Ali geçmiş olsun.

Ben o filmi seyretmedim, o yüzden çok fazla bahsedemeyeceğim ama kendi başıma gelen "otobüs filmi" vak'asını diyeyim bari.

Askerden dönüyordum galiba. Evet evet, çünkü "Pardon" filmi ben askere ilk gittiğim günler çıkarmışlardı ve dönüş yolunda filmi otobüste izlemiştim (izlemiştim diyemiyorum çünküüü) Anamur'dan Antalya'ya gelene kadar filmin sadece ilk CD'sini gösterdiler. İkincisini asla göstermediler.
"Acaba," dedim "insanları merak ettirip filmin gerisini izlemek üzere satın almaya iten bi davranış mıdır bu?"

Peki ne yaptım? Gelir gelmez filmi aldım seyrettim, devamında ne olacağını merak ettiğim için :) İşe yaradı yani.
Ama ben "ya bu filmde çok fazla İngiliz havası var" diye düşündüğüm için merak ettim.

En iyisi, otobüse bindiğin gibi uyumak ve etraftan etkilenmemek olsa gerek:)

deniz ural dedi ki...

Ali, eline sağlık yine. Ama şu giderek duygusallaşma durumu benim de dikkatimi çekti. Bir dahaki yazında Babam ve Oğlum'un salonuna çevirmeyi planlıyorsun burayı galiba. :)

Bayram- yılbaşı tatili münasebetiyle şehirler arası otobüslere kavuştum tekrar. Yazacağım yakında. Ancak öncelikle şunu sormak istiyorum. Neden ama neden sürekli Taşıyıcı 2'yi izlettiriyorlar bize? Burak'ın yorumunu görünceye kadar sadece benim bindiğim otobüslerde gösteriliyordur diye düşünüyordum. Değilmiş. Dört kere falan izledim galiba filmi. İkincisinden sonra 'bu kez izlemeyeceğim işte' desem de filmin açık sesi dinlediğim müziği bas bas bastırdı.
Kadınla adam bir türlü öpüşmediği için mi, çocuk çok sevimli olduğu için mi yoksa otomobil çok süpersonik olduğu için mi izliyoruz bilmem. Ama sıkıldım artık ayol. :) Bana da Babam ve Oğlum, Pardon falan denk gelsin bir kere.

Bu arada Ned; senin filmin en azından mantıklı bir yerde kesilmiştir birinci ve ikinci CD arasında. Ben çok rastladım: Mesela iki saat süreceği belli bir filmi yolculuğun son bir buçuk saatinde başlatıyorlar. Düğümleri kendimiz çözmeyi öğrenelim diye. :)

Ali Saglam dedi ki...

Arkadaslar
Cok ilginc bir olay daha oldu :) Bana bir kez daha otobuste Babam ve Oglum'u izletmeye kalktilar.

"En iyisi, otobüse bindiğin gibi uyumak ve etraftan etkilenmemek olsa gerek:)" Ancak aynen boyle yaptim. :)

@Deniz
Rica ederim
"Yazacağım yakında"
Bekliyoruz :)

Ned Dorsey dedi ki...

Sinema dağıtımcıları bu pazarı fark ediyorlar mı ben onu merak ediyorum:) Avantaja çevirilebilir bu durum.

@Ali en iyisini yapmışsın valla. Uyma onlara :)

"Yazacağım yakında" filmi not alındı mı? Alt yazılar hazır mıdır? Yoksa "imajımız mı olacak"?:PP (Espriyi anlamak için evahalipisini incelemek gerekebilir)

Unutulmasın sonradan diye şeyttiriyim dedim sadece.

deniz ural dedi ki...

:)
Yazacağım... Çok yakında.
Yalnız altyazı konusunda tövbeliyim de, elimi sürmeyeyim hiç. İmajımız falan olur durup duruken neme lazım.
(Yeterince meraklandırdıysak bknz. evahalipisi.blogspot.com ağustos[-tu galiba] ayı. Ben az önce reklam yaptım, ehi.)

Ned Dorsey dedi ki...

Çok uğraştırmayalım Deniz. Gel veriverelim linki :)