Pazartesi, Ocak 01, 2007

karada da denizde de otobüsteyim..

minibüsleri, dolmuşları sevemedim oldum olası..otobüs gibisi olmadı hiç... fazla iletişim kurmak zorunda olmadığım için mi; sürekli gözlem yapabildiğimden mi; kendi işimi halledebildiğim için mi bilmem; en çok otobüslerde rahat ederim.. saatleri düzenlidir bi kere; duraklarında nizam vardır..şoförleri daha derli toplu, daha sorumluluk sahibidir..
Bindiğiniz andan itibaren inene kadar eksik gediğiniz yoksa kimseyle konuşmak zorunda kalmazsınız..Biletinizi atar ya da akbilinizi basar (ki tam ve öğrenci için farklı sesler çıkarır/müşteri segmentasyonu), arkaya doğru ilerlersiniz..bana göre otobüslerde en güzel yer doğa dostu yeşil olanlarda soldaki tekli koltuklardır ya da en arkadaki boş sahanlık gibi bölüm..
Ortada ayakta durmaktan nefret ederim; kum torbası gibi asılıp sağa sola sallanırken çantaya mı hakim olayım, kendime mi bilemedim hiç..Çünkü sırt çantanızı sırtınıza takmıyorsanız başınıza bela olur (herşey yerinde güzel tabii :)
otobüste sırtınıza takıyorsanız da gerginlik yaratabilir; gelip geçemeyenler yüzünden.. Yani normal şartlar altında tadından yenmeyen sırt çantası otobüste tarafımca pek tavsiye edilmez..
yolculuklar esnasında kavgalar minibüsteki kadar sık yaşanmaz ama eğer yaşanırsa minibüsteki vurdumduymazlık burda yerini toplu bir harekete bırakır. Gerekirse şoföre karşı bile gelinir (ne cesaretse..) Hatta başkaldırırken genelde; “hadi ama kardeşim yürü; işimiz gücümüz var” cümlesi tercih edilir..

ineceğiniz yer konusunda daha az endişe duyarsınız; siz unutsanız bile biri genelde düğmeye basmış olur hatta son dakikaya kadar yerinizden kalkmanız ve kapı önü sırasına girmeniz gerekmez..son anda son derece cool bi tavırla kalkar ve esnek bi hareketle aşağı inersiniz…ters de tepebilir;
son anda önünüzde biri durur; onunla cebelleşiyim derken şoför hareket eder; “şoför bey inecek vaaarr” diyerek son hamlenizi yapar ancak kapıya sıkışıp acizliğin dibine vurmuş şekilde kalabilirsiniz..buradaki önemli nokta şu; kalmayabilirsiniz de :) bu tamamen sizin kıvraklığınıza; öngörünüze, deneyiminize bağlı (kolay mı sandınız toplu taşıma aracına binmeyi..)

kaza yapma riskiniz diğer küçük toplu taşıma araçlarına göre daha azdır; yapsanız bile olay yerinde beklemezsiniz çünkü belediye otobüsleri her koşulda haklıdır; otobüs şoförlerinin alemin gerçek kralı olması bundandır..

Otobüsleri hep tek geçtim..karada da denizde de..bakın şimdi size ne anlatıcam :)

2005 mayıs’ında bir cuma akşamı iş çıkışı bir arkadaşımla bakırköy’den deniz otobüsüne bindik saat 18:00 civarı ve yolumuz oldukça uzun..önce kadıköy orta dünya'dan dvd alıcaz; sonra da bayramoğlu otobüsüne yetişip haftasonunu geçirmek için bizim eve ulaşıcaz..
E hem Cuma, hem iş çıkışı; bizde olağan olan sohbet durumu o gün had safhada zaten.. O başlıyo ben tamamlıyorum; ben giriyorum konuya; o başka yerden çıkıyo gülüyoruz eğleniyoruz vs..Bindik deniz otobüsüne oturduk başladık gene konuşmaya..neyse..yolculuk gayet rahat deniz otobüsünde biliyosunuz; vakit nasıl geçiyo anlaşılmıyo..biz de anlamadık..deniz otobüsü iskeleye yanaşınca hemen çevik hareketlerle bi yandan da konuşarak indik..
Ben çocukluğumdan beri kadıköylüyüm; bilmediim yeri yoktur; o kadar iddialıyım yani..Dedim ki; “bak şimdi seni ara yollardan öle bi çıkarıcam ki orta dünya’nın önüne çok şaşıracaksın”.. yürüyoruz, iskeleden çıktık yola vardık; ne zamandır gelmiyodum kadıköy’e o kadar değişmiş ki..bu binalar falan..alla allaaaa..ilginç..hakikaten değişmiş..burda çaycılar yokmuydu yaa..neyse..epey oldu ben gelmeyeli..falan derken bi baktım kocaman YENİKAPI yazıyor..beynimden vurulmuşa döndüm..deniz otobüsüne geri koşma çabamız başarısızlıkla sonuçlandı, tam 1 saat oturup diğer deniz otobüsünü bekledik, orta dünya’da istediğimiz dvdler yoktu bayramoğlu otobüsünü kaçırdık ve tren+taksiyle eve varmamız gece 22:30 oldu..

hala alay eder benimle; hatırladıkça..demek kadıköylüsün doğma büyüme diye :) en kötüsü de bu…

10 yorum:

Ned Dorsey dedi ki...

Yeni yılın ilk post'u Zeynep'ten geldi. :)

Deniz otobüsü bu. Şakaya gelmez. Hehe.

İnecek yer mevzusunda, ıskalama sebeplerinden biri de, çok kapı olmasından kaynaklanır ama. İneceğin kapıda, senden başka inecek yoksa düğmeye basmadan beklemek genelde "incek vağdı" diye biter. :)

Ned Dorsey dedi ki...

Bi de sanki sonunda küçük bir "Uncommon Sense" vak'ası yaşamışsınız gibi geldi bana:))

Di mi Uncommon Sense? Yorumlarda da görmek isteriz sizi.

Burak Kargın dedi ki...

Zeyno demek Kadıköylüsün doğma büyüme! :))

zeynepaltuntaş dedi ki...

1)evet doğru diyosun otobüste yanlış kapıdaysan da sorun olur..birileri iner o durakta ama maalesef diğer kapıdan; sen de titrek sesinle şoföre seslenirsin :))o da sinirlenir vs.
zor yaa toplu taşıma aracı :P toplumsal vak'a aslında..sosyolojik bi inceleme gerektiriyor..biri hadi derse ben hazırım bu incelemeye, haberiniz ola
2)eyvah hemşehrime yakalandım :)
ama burakçım ben istabulda doğdum; burda büyüdüm; erenköy-göztepe insanıyım ben; bunlar da kadıköye bağlı :P
hem sen memlekette diil misin nerden yetiştin de okudun yaw...

o dedi ki...

Hımm otobüsler hakkında ilk defa bu kadar kapsamlı bir yazı okudum :) "Otobüs günlüğüm" adında bir başlık olabilirdi pekala ya neyse ; Büyük lokma ye ama büyük söz konuşma misali işte böyle başa bela olur insanın hep kızdırırlar çok kötü bir duygu :)

cenkunal dedi ki...

Otobüslere güzel bir yaklaşım...
Koyu sohbet ise komik sonuçlanmış.

Burak Kargın dedi ki...

İstanbul dışından da otobüsü takip ediyoruz icabında!

Altuntaş ailesini tanıyan çıkmadı, gel şunu Altıntaş yapalım... :)

zeynepaltuntaş dedi ki...

evet doğru onlar altıntaş olarak bilirler; kütük sorunu işte..hep olur ya harf farkları..
altıntaşlar da biziz..ve yalçın ailesi de biziz (anne tarafı)
sor bakalım bi daha..

Ned Dorsey dedi ki...

Zeynep Hanım, Zeynep Hanım. İnternet artık her yerde:)

Bakın post'unuz çok yorum çekti. Demek ki neymiş? Yeni postlar göndermek lazımmış. :)

zeynepaltuntaş dedi ki...

heheh :)))
blog sahibine de bak sen :P

not: tamam tamam biliyorum "otobüs" hepimizin :P