Pazartesi, Aralık 22, 2008

Otobüs Hikayesi (eski) Genç işi - Çılgın işi

Bu blogun ilk post'u olabilirdi aslında bu hikaye. Çünkü bundan daha ilginç bir otobüs hikayesi yaşadığımı hatırlamıyorum. Bugün anlatmamın sebebi ise, hikayede bahsi geçecek arkadaşın bugün aynı espriyi -espri değil de- bu hikayeyi esprili bir şekilde bana karşı kullanmasıydı.
Hikayeyi dinleyin.
Yıl 2001. O sıralardaki programım sabahları Taksim'de enstitüye gitmek ve öğleden sonra da Avcılar'daki kampüse geçmek ve akşam derslerine girmek şeklinde ilerliyordu. Taksim'den önce eve geldim ardından tekrar Avcılar yönüne ilerlemek üzere otobüse atladım. O günlerde de kulaklığım bozulmuştu galiba, müzik dinlemeden gidiyordum. Bindim otobüse, açtım kitabı (yanlış hatırlamıyorsam Bukowski idi) hiç kafamı kaldırmadan okuyorum, ilerliyoruz. Otobüs de boş. En arka sıranın birkaç oturak önündeyim. Evin olduğu duraktan bir ya da maksimum iki durak kadar durduktan sonra, yanıma birisi oturdu. İnat ettim, kim olduğuna bakmayacağım diye (zira merakım şundandı, neden otobüs bomboş iken yanıma gelip oturur- halbuki doğal akış, boş yerlerdeki cam kenarlarını kapmaktır diye gözlemlemişimdir hep.)
Neyse yanıma oturduktan sonra dizlerinin üzerine ders notlarını koydu. Elinde birkaç torba da vardı, yere koydu. Sonra telefonu açıp, konuşmaya başladı. Kulağımda müzik olmadığı için doğal olarak kulağım bu konuşmaya kaydı:
- Tamam, dedi konuşmanın sonunda, ben Taksim'e geleyim o zaman.
Bu kısmı duyunca, içimden "aaa ne enteresan" dedim. Ben de sabah oralardaydım. Keşke ertesi gün olsa da yine gitsem... Derken.
Gözüm dizinde durmakta olan kağıt yığını halindeki ders notlarına kaydı. (Ayrıca hâlâ dönüp, kim oturuyor yanımda diye bakmıyorum. Görüş açımdan sadece bir "kol" görünüyor. Ders notlarına baktığımda, mühendislik öğrencisi olduğunu anladım. Hmm dedim içimden. Öğrencilik günleri. (Sanki ben mezun olalı çok olmuş gibi). O sırada kağıdın sağ üst köşesinde uzun bir okul numarası ve bir ad-soyad gördüm. Tam o sırada otobüs Avcılar'a ulaştı ve ben yine hiç suratına bile bakmadan indim otobüsten.
Akşam derse gittim. Dersti, sohbetti, gülmeydi, eğlenmeydi derken orada gördüğüm isim bir anda kafamda belirdi. Ad ve soyad.
Eve döner dönmez, ICQ'da (o sıralar MSN'e geçmemek için direnirken, bunu kullanıyorduk tabii) adı ve soyadı arattım. Aaa bir de baktım, bir kişi çıktı. Detaylara bakayım derken, posta kodunun bizimkiyle aynı olduğunu gördüm (bir de sanırım okul bilgilerinde mühendislik okuduğuna dair iz vardı). İçimden dedim ki "kesin bu O'dur, -otobüste yanıma oturan kız-".
İlk mesaj olarak "dün akşam Taksim'de miydin" diye bir mesaj yolladım. O sıralar "kendini karşındakinin yerine koyma" dürtüsü daha çok "hmm şimdi karşıdakinin dikkatini nasıl çekerim" şeklinde çalıştığı için bu cümle aklıma gelen ilk cümle idi.
Sonra da oturup "bu çok enteresan bir hikaye ama öncelikle şu soruma cevap vermen lazım: oturduğunuz semt 'şurası' mı" diye yazdım.
İki gün sonra bir cevap geldi. Evet, aynı yerde oturuyorduk. Fakat ben kimdim? Ve bu nasıl bir hikayeydi. (Kimsiniz sorusuna da taa cep telefonunun ilk günlerinden beri hastayımdır.)
Hikayeyi anlatmam için bir yerde görüşeceğimiz zaman tipini bilmediğim, bir kere bile görmediğim birisini beklediğimi fark ettim. Nasıl korktum anlatamam. Ama merak, kediye değil insana da neler gösteriyormuş diye bir başka düşünceyi de kafamın bir köşesine koymuştum. Beklediğim yerde, "bari şu karşıdaki kız kadar güzel biri olsa" diye düşündüm (varsın şekilci desinler). Sonra telefon çaldı ve o karşıdaki kız telefonda bana "neredesin tam olarak" diye sorarak yanıma geldi. Telefonu kapattım ve merhaba dedim. Oturdu karşıma anlattım hikayeyi. Sonra bir ara telefonu çaldı, kalktı gitti. Döndüğünde "erkek arkadaşımdı" dedi. Mesajı almıştım. Hikayenin tamamını anlatıp bitirdim. Sonra alışveriş merkezinin servisine atlayarak "mahalleye" döndük. Kendimi sapık gibi hissetmedim hiç (enteresan bir şekilde). Sonra arada bir görüştük ettik, arada bir görüşüyoruz ediyoruz.

Ve bugün. 2008'in son günleri. Telefonum çaldı, baktım O. Açar açmaz "Ben sizi dün otobüste gördüm, yanımda oturuyordunuz, kimliğinizden isminize baktım ve sonra ICQ'da sizi arattım." dedi ve ben güldüm. Hiç beklemiyordum yıllar sonra bu hikayeyi hatırlayacağımı. Dedim ki "Ne kadar şanslıyım. Mahkemede dava olabilecek bir şekilde tanıştığım insanlar bile dünya tatlısı çıkıyor." Ha peki mahkemede dava olacak şekilde tanıştığım insanlar var mı? Aa şimdilik hatırlayamadım. Belki biri arayıp hatırlatır.

Otobüste'ye ilk hikayeyi gönderirken "acaba ilk hangisini yazsam" diye tereddüte düşmüştüm. Bunu yazmaya da çekinmiştim. Kazanan hikaye bu olmuştu.

6 yorum:

Hüseyin dedi ki...

iyi cesaretmiş valla:)üniversitede kızılaya inerken önümdeki koltukların ikisi de boşken yanıma biri oturmuştu. tam işin gücün yok mu öndeki boş yere niye oturmadın deyip içimden küfürleri sıralamaya hazırlanırken dönüp baktığımda ortaokul arkadaşımı görmüştüm. o da emin olamadığı için bir süre hüseyin deyip seslenmediği için bir süre kafamı kaldırıp bakmamakta direnip sonra merakıma yenilmiştim. o aklıma geldi bu yazıyı okuyunca. bir daha da görmedim o arkadaşımı:) dur bi facebookta arayım:) bu arada linke fazladan bi http eklemişsin..

Mine Yaman dedi ki...

Eheheh, ICQ, Otobüs, Üniversite.. Eski günlere götürdü bu hikaye beni, bir gün beni de sabahları aynı saatte karşı kaldırımda servis bekleyen bir çocuk aramıştı, merhaba mine, sabahları sen de benim farkımdasın, sakın değilim deme diyerekten, şok olmuştum.:))benimde aklıma o geldi, çocuk evlendi şimdi facebookta ve msnimde var.. :P
Maille gelen postları, sayfaya girmeden kimin yazdığını tahmin etmeye bayılıyorum. Hele bir de bakıpta tahminim doğru çıkınca daha da bir keyifli oluyor :)

Ned Dorsey dedi ki...

Hüseyin ben anlamadım yaw, kim kime Hüseyin dedi de bakmadı falan?: ) Biraz karışmış sanki.

Fazla http'yi kaldırdım. Sağol.

Miniş, senin hikaye biraz "sen de benim farkımdasın" diyerek biraz Beyaz'ın psikopat karakterine bağlanmış gibi geldi ama bana:)

Hüseyin dedi ki...

ortaokul arkadaşım dan diye yanıma oturdu. o bana hüseyin diye seslenmediği için ben de bi süre bakmamak da direndim. şimdi anatabilmişimdir inşallah:)

oktay sen dedi ki...

Cok iymis ya bir zamanlar benimde benzer bir olay gecmisti basimdan onu hatirladim ama sonu husranla bitmisti;)

oktay sen dedi ki...

Cok iymis ya bir zamanlar benimde benzer bir olay gecmisti basimdan onu hatirladim ama sonu husranla bitmisti;)