Pazar, Şubat 18, 2007

Ayşecik gibi yavrucak ile 45 dakika

Soru: Otobüsler otel görevini ne zamana kadar üstlenebilir?

Otobüsün arkası yine ceza sahası gibi kalabalıktı ve yine sıkıcı bir sessizlik hakimdi. Bu halde devam etseydi hayatımın en uzun 45 dakikasını yaşayabilirdim. Ama işte, olmadı ve annesinin yanında uyuyan küçük kız uyandı.


Gözlerini ovuştururken konuşmaya ya da şakımaya başladı ve sonra da hiç susmadı. Çevresinde gördüğü her şeyi annesine gösterme görevini üstlenmişti. Bir de bütün bunları büyük bir şaşkınlıkla yapıyor, işaret parmağını çok iyi kullanıyordu. Ve evet, bu durumdan rahatsız olanlar da vardı ve bunlardan bir tanesi aynı sırada oturan bir ağabeydi. Gözlerindeki şişkinliğe bakılırsa uyuması gerekiyordu. Tamam evet, zaten kendisi de bunu biliyor ve uyuyordu ama işte, Ayşecik ‘ten bozma sevimli yavrucak yüzünden uyandı. Ne oluyoruz der gibi, gözlerini yavrucağın annesine gösterdi. Annesi bütün anneler kadar anlayışlı ama ne yapsın, kızı da filmlerdeki çocuk oyuncular kadar konuşkan ve afacan. Uykusu olan ağabeyimiz bu durumu benim gibi anladı ama umursamadı, uyumaya devam etmek için gözlerini kapattı.
Sonra aradan 10, bilemedin 15 dakika geçti, kızın yanına bir abla oturdu. Hemen tanışıp arkadaş oldular ve abla bütün büyükler gibi gereksiz sorular sormaya başladı. Bu böyle uzayacak gibiydi. Benim gibi düşünen uyuyan ağabeyimiz kalktı ve düğmeye bastı. Durağa gelince otobüsten kendini attı. İndiği durakta kendine bir bank bulup oturdu. Gözlerini kimseye göstermemeliydi ve öyle yaptı, uyumaya orada devam etti ve muhtemelen gelip geçen otobüsler umurunda değildi. Biz de otobüsün arkasındaki yolcular olarak sevimli yavrucağa itiraz etmeden dinledik. Hakkında bilinmesi gereken her şeyi anlattı. En çok babasını seviyormuş, bilemediniz. Annesi bile bilemedi.
Cevap: Hiç belli olmaz.
Not: 45 dakika dediğime bakmayın, belli olmaz.
Not 2: Kız ömercik diye birini hiç tanımamış.

1 yorum:

Ned dedi ki...

Valla Erdinç. Bu Ayşecik harbiden de toplumsal vak'a galiba. Baksana. Kırılmasın diye kimse söz bile etmiyor yavrucağa. O da o kadar kötü bir imaj çizmiş ki.. Adeta "çocuk" değil "üzerine anlamlar ve misyonlar yüklenmiş barış elçisi" :))

Ben bari Ömercik'le ikisini tanıştırayım. Kardeş kardeş oynarlar. Hehe