Cumartesi, Aralık 23, 2006

Vapur'da moda çekimi mi varmış?

23 Aralık 2006... Az önce...
Kadıköy'den bindiğim Beşiktaş vapurunda arkadaşımın yeni aldığı ultra über mega cart curt telefonu kurcalıyoruz. (kurcalıyorum demek daha mantıklı sankim, ben kurcalıyorum o da aman bişey olmasın endişesiyle beni izliyor) Fotoğraf çekme gücü yüksek, iş işte! O kadar paraya gider adam gibi makine alırsın falan filan. Neyse mesele bu değil. Mesele ben fotoğraf makinesi ile uğraşmaktayken karşımızdaki abinin poz vermeye başlaması! Sanki dergilerimizden biri için vapur kiralamışız da, o da baş manken aman nasıl havalar nasıl havalar...

Yazarken de, muhtemelen sizler için okurken de eğlenceli gelmeyebilir.
Ama işte keşke de... A-aaa... Ben arkadaşımı arasam da, o fotoğrafları silmese, sonra da ben o fotoğrafları burada yayınlasam!!

5 yorum:

deniz ural dedi ki...

Aslında ben pek şaşırmadım. Çünkü yakınlarda fotoğraf meknesi olmadan da poz verenler var biliyorsunuz. Hele ki vapur gibi hem romantik, hem nostaljik yerlerde, benim de kendi kendime poz kesmişliğim vardır, doğruya doğru. :)

Vatansız Kral dedi ki...

şu poz verme olayıyla, ünlü olmakla falan neden kaynaklanıyor bilmiom ama bi gaz birikmislii var milletimizde biri cıkıp sunu bi alıverse raatlıcaz baska mevzulara yönelip muasır medenietler seviesine ulasacak atılımlara imzalar atacaz hatta muasır medeniyetler bize muasır medeniyet diyecek.. tabi gazı alırken ajdar gibi üretim hatalarını acilen imha etmek gerekmekte..

bir notum da denize ben hep merak etmisimdir yazmıssın aklıma geldi bu vapur denen meret neden romantik bi simge anlayabilmis deilim lütfen varsa bi fikrin izah eder misin sevinirim mersi.. ben bakıyorum alabildiine devasa çirkin bir demir metal yıını.. ben mi ruhsuzum körüm nedir

deniz ural dedi ki...

Aslına bakarsan romantik olana her yer romantik tabi ki.
Ama vapurun denizle olan dolaysız bağlantısı, hani martılar, güneşin su üzerindeki hareketleri, güzel havalarda dışarıda otururken rüzgarın -kısa da olsa- saçlarına üflemesi, İstanbul gibi bir şehrin kıyılarının uzaktan seyri ve bunların hepsi; sanki karşıdan karşıya değil de 'kargaşadan kargaşaya' geçerken aradaki kısa moladaymışım hissini uyandırır hep ben de. Duruma ve kişiye bağlı olarak romantik de olabilir, nostaljik de, fantastik kuntastik de tabi. :)

Erçin Sadıkoğlu dedi ki...

Vapura bakması değil romantik olan, romantik olan vapurdan bakması...

Ned Dorsey dedi ki...

Bu post'un yazılışına şahitlik ettiğim için gurur doluyum:) hehe.

Nikah memuru gibi. "Evet", "Biraz daha yüksek sesle..", "EVET!" (şak şak şak şak şak)

Poz vermek bir "kabiliyet" olarak lanse edildiği için herkes "kabiliyetini gösterme yarışı"na giriyor sanırım. Halbuki desen ki "poz vermek doğuştan gelir, ölümden gider"..
Bir de o telefonlara fotoğraf makinesi koyan aklı ben kınıyorum. Radyo koy, empe üç player koy tamam. Fotoğraf makinesini ne diye koyarsın? Ben anlayamıyorum.

Hatta Birleşmiş Milletler'in bir karar alarak tüm dünyada bu saçmalığa bir son vermesini ümid ediyorum. Arz ederim.