Çarşamba, Aralık 20, 2006

egypt air güvenlik görevlisi

Sudan'dan dönüyorum. Her türlü yorucu kontrolden geçip ( ki buna karanlık kabinde soyup döviz aramak dahil) uçağa bineceğim an karşıma zebellah gibi firavun suratlı bir güvenlik görevlisi dikildi. Çöl kumu renginde bir üniforması ve ancak mareşallerde görebileceğiniz sırmalı apoletleri vardı. Elimdeki abanoz ağacından yapılma geleneksel mızrağı göstererek:

-Sir, Bununla uçağa binemezsiniz! dedi. Ben de yılışık turist edasıyla:
-Come ooon! Bununla uçağı kaçıracağımdan mı korkuyosun? dedim. O anda o hantal herif bi hışımla elimdeki mızrağı kaptığı gibi bağırsaklarıma bastırıverdi!

-Sence bu tehlikeli bir alet değil mi? diyerek gözlerini gözlerime dikti. Bu ani afallama karşısında utanmış ve aşağılanmıştım. Bir anda hoş bir seyahatten değilde gurbetten dönüyormuş hissine kapıldım. Adam belli ki yaptığı küçük şovdan çok memnundu. Hollywood filmlerindeki cool polisler gibi hissetmişti kendini o an belli. Bana mızrağı İstanbul'a inişte vereceğini söylerken, nasıl bir intikam alacağımın ipuçlarını kendi elleriyle teslim ettiğinden habersizdi tabi...

Uçuşun sonlarında İstanbul semalarında artık deplasmanda değildim. O sırmalı apoletlerle ancak İstanbulumun otellerinde kapıcı olursun üniformalı çöl devesi. Şimdi aşağılanma sırası sende!
İnişten evvel adam mızrağımı bana teslim etmek üzere ortaya çıktı. Koridorun en başından elinde dimdik tutuğu mızrakla uygun adım gelen üniformalı güvenlik görevlisi çok geçmeden ıslık ve alkışların kendisine yapıldığını anladı. Ama artık çok geçti. Koridoru yarılamıştı geri dönemezdi. O esmer suratı kızaramadığı için mosmor bir et parçasına dönmüştü. Islıklar ve alkışlar matrak İngiliz yolcularının tezahüratlarıyla ritmik bir alay dalgasına dönüştü:

-Heyt yavrum be işte Mısır Havayolları güvenliği!

-Hey adamım! Biz batıda ateşli silah diye bişeyler kullanıyoruz, dene bence!

-Bunun yarı otomatiğini gördüm Aztek Havayollarında hahahaha!

-Aman şeytan doldurur dik tut! puhahahahaa

-En büyük güvenlik bizim güvenlik.....

-Oh güvenliği gördüm içim rahatladı, aramızda terörist varsa 2 kez düşünsün beyler hahahaha

Daha da kötüsü, koltuğumda iyice aşağı kaykılıp saklandığım için adama beni bulana kadar 2 ya da 3 zafer turu attırmam oldu arkadaşlar. Beni bulduğunda kızgınlıktan çok sevinç hissettim zavallıda. Bütün karizma gitmiş neler olduğunu anlamıştı. Çok keyifli neşe içinde bir iniş oldu. Sarsılan karizmamı fazlasıyla toparlamıştım.

Yıllar sonra bir taşınma esnasında o mızrakla Cihangir'de uzun bir yürüyüş yapmak zorunda kaldım. Öbür elimde de kafes içinde ev arkadaşımın papağanı varken üstelik... Karmaya inanır mısınız?

Sevgiler.....

3 yorum:

deniz ural dedi ki...

KArnım ağrıdı gülmekten sabah sabah. :)
Uçaktaki İngilizleri de sen mi ayarlamıştın peki uçus sırasında?

Bu arada, 'eden bulur' da diyebileceğimiz Karma'nın, adam ettiğin bulduğunda sona ermesi gerekmez miydi? Belli ki, o mızrakla ilgili bize anlatmadığın bir şeyler daha var, edip de bulduğun :P

Ned Dorsey dedi ki...

Kıptî diye bağırasım geldi (bağırmadım) ne gerek var gürültü yapmaya?:)

Mızrak, silah sayılmıyor mu yani havayollarında? Enteresan.

Peki Cihangir'de mızrakla gezmek nasıl oldu acaba? Onu da alabilir miyiz?:) hehe.

Güzel güzel. Tüm arkadaşlar bi gelsin otobüse. Mızrak bile var.
heh he

Amentes dedi ki...

bu nasıl bir anıdır ya. Allah hepimize bole güvenlik görevlisi nasip etsin. Gülmeye en cok ihtiyacım olduğu an pat diye dikiliverdi bu anı karşıma. Yarın ben de türkiye yolcusuyum ve boyle bir güvenlik görevlisi istiyorum .Gerçi burası japonya firavun suratlı olmasa da samuray edası olan hayt huyt lu konuşan her tür tipe açık bir moddayım. Yeterki (boyle karması az olan) ama gülmenin zirvesine cıkaracak bir anı yaşıyım.