Salı, Ocak 13, 2009

Genç dimağlarda bir Hülya Avşar sorunsalı

Malum çocuklar, özellikle de 4-6 yaş civarında olanlar, hayatı anlayabilmek için habire ebeveynlerine ahret soruları sorarlar. Bu sorular evde falan sorulduğu zaman iyi hoş ama otobüs gibi bir toplu taşıma aracında, bir de bağıra çağıra sorulduğu zaman insanı rezil edebiliyor.

Nasıl mı oluyor? Şöyle:

Yıl 2003. Akşam işten çıkmış, kendimi Zincirlikuyu'dan Beşiktaş yönüne giden ilk otobüse atmışım. Oturduğum koltuğun hemen karşısında yüzü bana dönük şekilde bir baba ve kucağında da 4-5 yaşlarında olduğunu tahmin ettiğim oğlu oturuyor. Çocuk pek şeker, pek sevimli.

Otobüs hareket etti. Çocuk, önünden geçtiğimiz her yerle ilgili, otobüse binen her insanla ilgili birşeyler soruyor babasına. Hem de taramalı tüfek gibi. Derken arada şöyle bir kupe yakaladım (Ç = Çocuk, B= Baba):


Ç = Baba duvayda ne yazıyo? (Otobüsün durduğu duraklardan birinin arkasındaki duvara Nuri Alço yazılmış)
B = Nuri Alço oğlum.
Ç = Baba bu Nuyi Alço kim?
B = Alçak bi adam oğlum.
Ç = Heee (Cevap pek tatmin etmese de, ilgisi hemen yan koltukta oturan adamın elindeki gazeteye kayıyor. Gazetede Hülya Avşar'la ilgili bir haber ve kocaman da bir resim var.) Baba bu kim?
B = Hülya Avşar oğlum.
Ç = Baba Hülya Avşar'ın memeleri niye büyük?
B = Şşşşt hop, ayıp len
Ç = Heee ehü ehü ehü

Hemen akabinde otobüste bir kahkaha tufanı kopuyor. Fırsat bu fırsat deyip indim ben direkt otobüsten.

2 yorum:

Recep Hilmi Tufan dedi ki...

Babasından duymuştur zamanında :)

buraKargın dedi ki...

Çocuk etrafta kimse yokken sorsa baba ne cevap verirdi acaba? 'Senin gibi küçüktü sonra büyüdü, benim gibi oldu.' hahah..mesela..