Pazartesi, Eylül 03, 2007

"Seni de sokayım istersin? "

Rippin Corpse'un bloğundan pek güzel bir otobüs yazısı:

Uçak modundayım..seni de sokayım istersin?

İzmir-Antakya arası yolculukları sık sık yapmaktayım. Hepsi de otobus yolculuğudur. Yol 16 saat gibi, eşşeği bağlasan durmayacak derecede uzun olunca, insan haliyle yan koltukta oturacak olan insanın çok konuşmayacak kadar normal, karnı acıkınca ağlamayacak kadar yetişkin, uykusunda tekme savurmayacak kadar mülayim biri olmasını arzu ediyor.

Mesela benim korktuğum yolcu profili; nasihat veren amcalar, izne giden ya da izinden dönen Mehmetçik ve lohusa abilerdir.

Nasihat veren amcalar; “bizim zamanımızda …” ile başlayan herangi bi cümle kurduklarında yolculuk 1 saat uzuyor benim için. Hele ki bir de “gençlik ölmüş…” ile girilen bi konu kıtalar arası yolculuğa sürüklüyor beni. Vallahi Allah orda ona yakın ol amcacım!

İzne giden ya da izinden dönen Mehmetçik; evlerden ırak yahu. Evi de geçtim yan koltuğunda be! “Askerde mantık yok” dedikleri anda ense köklerine şaplak atmak arzusuyla kavruluyorum. Olur da bi eşeklik yapıp adamı dinlersen ve o da bunun farkına varırsa, yolculuk sonunda Türk Silahlı Kuvvetleri hakkında engin bir bilgi düzeyine rahatlıkla ulaşıyorsun.

Lohusa abiler; işte en tehlikelileri bunlar aslında. Karıları çocuğu doğurarak misyonunu tamamlamış, akabinde kendileri çocuğuyla birlikte bindirilivermişlerdir otobuse. Karısı kuvvetle ihtimal arkadan gelecektir. Ve bu abiler bu yolculuğun rüya filan olduğunu düşünürler, ambele vaziyettedir beyinleri. Çocuk zırlar. Altını ıslatmıştır, karnı açtır vesaire. Gel gör ki abi “hanım olsa emzirir, bir-iki popoyu “tappuş'lar biterdi” diye düşünür sadece. İcraat yoktur. Ceremesini yolcular çeker. Ben çekerim birader, ben!

Neyse ki son yolculuğumda bu prototip(!)lerden biri yoktu. Muhabbeti sıkmayan, tadında bırakan 35 yaşlarında bi abi vardı yan koltukta. O kadar iyiydi ki, bana “okuyor musun? Aslen nerelisin?” gibi sorular sormadı. Direkt Beşiktaş, Fenerbahçe ve futboldan girdik konuya. İzmir Basmane’nin arka sokaklarında olan fuhuş hikayelerine kadar geldik.

İyi güzeldi de telefonunu kapatmıyordu otobüste. Ee gün gelmiş ben de kapatmamıştım, bi’şey diyemedim.

Bi ara çıkardı telefonu kurcalamaya başladı. Tam o sırada muavin gelip “beyefendi kapatır mısınız telefonu” diye uyardı. Sert ama kavgaya mahal vermeyecek şiddette bir ses tonuyla.

Abi cevap verdi ve akıllara ziyan diyalog başladı;

A: Uçak modunda şuan telefon sen rahat ol!

M: Olmaz! Otobüs moduna al sen onu! Kapat yani!

Ben böyle hazır cevap, kafası çatır çutur çalışan muavin görmedim yeminlen!-Muavinler bu söylediğimi yanlış anlamasın bu arada!!-

Otobüsün bu muhabbete tanık olan orta kısmı bastı kahkayı haliylen. Ben kahkaha atmaktan öte tepkiler veriyordum. Ne tür tepkiler olduğunu akrabalarıma ve yakın çevreme anlatabilirim sadece. Neyse.. bizim abinin dengesi bozuldu biraz muavinden böyle zekice bi karşılık alınca. Ama susmadı, sinirlendi hafiften;

A: Yok bu mod iyi, seni de sokayım istersin?

İşte benim yol ahbabım böyle olur dedim, gurur duydum resmen. Altta kalmamıştı. Bi ara baktım koridora yığılanlar olmuş, ben yığılacak bi yer bulamayınca pencere camını tırmaladım. Evet cümle aynen böyledir “ yok bu mod iyi, seni de sokayım istersin?”. Rus aksanı yaptı abi resmen.

İşte o andan itibaren abinin muhabbetini çekebilirdim sabaha kadar. Rüştünü ıspatladı herif, daha n’apsın. Velhasıl baya muhabbet ettik. İskenderun’da indi gitti.

Dimağımda eğlenceli bi yolculuk kaldı..

=Hüseyin=

4 yorum:

Hüseyin dedi ki...

muavinin yerinde olmak istemezdim:)

Çağatay Aktürk dedi ki...

gece gece çok güldüm vallaha :)
Bu anıyı kendinize saklamadığınız için çok teşekkürler!

Ned Dorsey dedi ki...

:)
İthal yazı, harici yazı, devşirme yazı.

Teşekkür ederim sevgili Deniz Ural ve rippin corpse.

deniz ural dedi ki...

Efenim ne demek, ben de teşekkür ederim, hem kendime hem de Rippin Corpse'a, ehehe. Uzun zamandır ortalıkta yoktum ama biriktirdim de geldim anıları. Arada tatil filan vardı yani, öyle düşünün :) En yakın zamanda yazacağım hepsini.